Öğretmenin Gözünden 

EĞİTİMDE BAŞARISIZLIĞIN ARKA PLANINA ELEŞTİREL BİR BAKIŞ

Yanlışlarla eğittiklerimizi, doğrularla sınamaya çalışıyoruz.

 

Muhammet Öner DENİZ

@onerhoca

Şüphesiz ki eğitim, içerisinden çıktığı toplumsal yaşamdan bağımsız bir şekilde gelişme gösteremez. Eğitim kendisinin olgunlaştığı ortama göre bireyler yetiştirir.

İlk eğitim ailede başlar sözü doğru, doğru olmasına ancak ben bu sözü daha da öteye götüreceğim. Bence günümüzde eğitim, birey daha doğmadan çok önce başlıyor. Ta ki bireyin ebeveynlerinin belki de daha ebeveynlerin bile birbirini tanımadan geliştikleri toplumsal olgu içerisinde yaşadıkları veya yaşayamadıkları karşısındaki akılcı veya duygucu duruşları, yıllar sonra yetiştirecekleri nesillerin de şifrelerini veriyor bizlere.

Her dönemde var olan kuşak çatışması ve mahalle baskısını üzerlerinde derinlemesine hisseden ebeveynler, daha sonra dünyaya gelip bu yoldan geçecek nesilleri de daha doğmadan yetiştirmiş oluyor.Bahsettiğim durumu cümleye indirgeyecek olursam “Doğru bir şekilde yaşayarak öğrenmeli,” teminin yerini “Ben yaşayamadım çocuğum yaşasın.” fikri alıyor. İşte tehlikenin ilk adresi…

Eğitmek, bireylerin yaşamdaki yerini almaları için onlara gerekli terbiyeyi vermek demek. Ancak bu tanım “Ben yaşayamadım, o yaşasın.” tabiriyle  koca bir tezattır ve bence uygulanan bütün nitelikli eğitim stratejilerine rağmen ürünsel dönüt vermeyen eğitimdeki açmazı yaratan ana problem de burasıdır.

Hayatı boyunca zırhlarla ve fanuslarla çevrelenen birey onu hayata hazırlayacak bütün zorluklardan da korunmuş oluyor farkında olmadan ve bunlara bağışıklık kazanamıyor. Bütün imkanlara çok rahat erişiyor. Neredeyse hiçbir şeyin değerini ve kıymetini bilmiyor. Yaşadığı olumsuzluklara kaynak olarak kendisi dışındaki her şeyi gören birey kendisinin kusursuz olduğuna inanıyor ve sorun varsa bende değildir fikri her geçen an iyice kendini hissettiriyor.

Emek, ise onun için  hiçbir anlam ifade etmiyor çünkü hiçbir zaman bunun somut karşılığını hayatta uygulayamıyor.Zaten sonrasında da “Sınavı kazanmak için çalışmalısın.” gerekliliği karşısındaki anlamsız duruşu da bu yüzden. Sonrası mı? Sonrası aslında bugün birçok gencin yaşadığı…

BENZER YAZI:  SINAV MARATONU

Sınavlar… O güne kadar kendisini çepeçevre saran zırhlar ve fanuslar yok. İlk defa kendisi için hayati önem taşıyacak bir stresi yaşayacak… Düşünün bir sporcuyu maça çıkaracaksınız ancak antrenman yapmasına kıyamamışsınız, siz dünya şampiyonusunuz antrenörünüz sizi çok iyi çalıştırmış ve o sporun bütün zorluklarını tanımışsınız ancak siz yetiştirdiğiniz sporcuya “Ben çektim, sen çekme.” mantığında yaklaşıyorsunuz. Sonuç, ilk yumrukta nakavt…

Hayati tecrübesi neredeyse sıfır olan genç iyi ile kötüyü ayıramıyor.Çünkü hayatta bunu yaşamasına izin vermedik. Bunu bile bile üstelik hayatta önemli hiçbir kararını almamışken hayatı hakkında ondan mucizeler yaratmasını bekliyorsunuz. Oysaki o mantıklı olanı değil kalbinden geçeni yapıyor. İnternette saatlerini harcıyor, cep telefonunu kalbi yerine koyuyor, dakikalarca televizyon izliyor, sevmiyor,acımıyor, saygı göstermiyor…

Disiplinsizlikle disiplin sağlanabilir mi?

Hepimizin cevabı buna kocaman bir “hayır”. Ancak aynen bu şekilde bir şey  olsun istiyoruz. Hayatı için kritik bir noktaya geldiğinde ise başlıyor tehlike çanları. Başlıyoruz bu defa çözüm yolu aramaya. Yapmadığımız, etmediğimiz kalmıyor. Çaresiz kaldığımızda ise bir mucize arıyoruz ancak hatamızın yine de farkında değiliz çünkü soruyoruz ya kendimize:

-Ben, her şeyi verdim mi?

Cevap “Evet” rahatım yani. Hah işte bu sorunun cevabı “Hayır” olmalıydı. Sonrasında birileri bir şey yapsın da istediğim olsun istiyoruz. Belki de küçükken bize okunan masallarda imdadımıza yetişen sihirli değnekli periyi arıyoruz ancak gelmiyor. Çünkü hayal ile hayat arasında kocaman bir gerçeklik çizgisi var.

Şu unutulmamalıdır ki eğitim bir deney değil, birey ise hiçbir zaman kobay olamaz. Olmayınca bunu boş ver diğeri gelsin, yanlış yapmışız diyemeyiz. Bizler “Yanlış eğittiklerimizi, doğru sınamaya çalışıyoruz.” Kendimizde miyiz?

 

Muhammet Öner DENİZ

@onerhoca

 

Bunları Okudunuz Mu ?

Leave a Comment